alakisehaber
 
  Ana Sayfa
  YENİ HABERLER
  Kan Bankası
  Resimlerimiz
  Makaleler-Şiirler
  Ermenek
  Güneyyurt
  Videolar
  Ziyaretçi Defteri
  Sayfa Düzenleme(Resimli anlatım)
  Oyun Oyna
  deneme
Mustafa ÇIKRIK yazıları

BİR NOSTALJİDİR ALTINDAŞ

 

    
    Geçmişte yayla evleri bir başka olurdu. Dört direk üzerine atılan katran dalları ile etrafı basit bir şekilde kapatılmış  yada basit taşlardan yapılmış üzeri toprakla kapatılan hertarafından ışık ve hava alan  evlerdi yayla evleri. 

 



 

Hayvanları ile aynı yerde yatar,otururdu yayla insanı.Yayla insanı için hayvanları çok önemlidir,gecede olsun gündüzde olsun o hayvanlarını yanından ayırmazdı.  Günümüzde artık evler şehir evleri gibi betonarme  olarak inşa ediliyor yaylalarda. Yayla bir geçinme yeri olmaktan çıkıyor  bir eğlence yerine dönüşüyor.

 


    Ahşaptan yapılmış kenarları kuru yayla taşı ile çevrili üzeri toprak ile kaplı  evlerin damlarından  süzülmüyor artık geceleyin ay ışığı, vurmuyor evin içine güzelim ardıç, andız, katran, kekik kokulu gece ayazı… Güneş ışığı giremiyor çatıdan içeriye… Ocaklarda pişirilmiyor yufka ekmekler, bazlamalar,  peynirli,çökelekli börekler darı ekmeğiden yapılan sıkmaçlar. Sıcak topak ekmek üzerine Sürülmüyor yayıklarda yayılmış tereyağları. Ekmek bile artık kasabadan geliyor.Harmanlar gölüklerle sürülmüyor,Kaldırılan hasat develerle köye inmiyor artık.

    Ateş yakılırdı ev denilirse o derme çatma yapıların içerisindeki ocaklarda.Ocaklardan cıkan o duman insanın gözünü oyuyordu.O kütükten ve gazlambasından çıkan is kokusu günlerce üzerinden çıkmazdı yayla insanının.

 

 

     Ocaklarda yakılan o Katran ve Ladin kütüklerinden çıkan alev ise ısınanların önünü yakıyor; havanın ayazı ise sırtını donduruyordu.

 

     Sabah oldu; Çobanlar “oyy!”dürrrrrrrrrr verirdi dağdan dağa… Sürüler çan ve köpek sesleri eşliğinde  sürülürdü dağlara, çayırlara doğru.ve ilerleyen saatlerde çobanın kavalından çıkan yanık türkü sesleri insanın taaaa yüreğine otururdu.

 

Çoban 4

 

Buz gibi akan GÜROLUKtan Sular doldurulurdu;Kabak,güğüm ve sitillere.

 


 

   Öğlen vakti çan ve köpek sesleri ile kıyamet kopardı obanın önünde. Koyunlar, keçiler sağılırdı. Nasır tutardı kadınların elleri süt sağmaktan..…   Sonra kuzular ve oğlaklar meleyerek koşuşur, analarına sokulurlardı emmek  için.


 

keçi sağan kadın  
Bazen de dağlara düşerlerdi geceleri, dönmeyen  bir koyun birkaç keçiyi aramak için. Yoksa dağda kalan hayvanı parçalayıverirdi canavarlar.


Yaylanın kekik kokan kuzuları

 Çoban tahta kaşıkla vurmalıydı yoğurdun gözüne yufka ekmekle… Çocuklar, ara kestirmece,yada önlerine aldıkları bezden yapılmış toplarla ayaklarında dokuz yamalı Ermenek lastik ayakkabıları ile çorabı ve dizlikleri düşünmeden,(zaten görmemişlerki) top oynamalıydı;gün batarken Gıncıllak hazırlıkları başlamalıydı.Önce bir kömür parçası, arkasından hala burcu burcu kokusu burnumdan gitmeyen ve Analardan habersiz çalınan bir kaşık tereyağı sürülmeliydi Gıncıllağın deliğine.Ve  binilmeliydi gacır-gucur sesleri arasında…odun taşımaktan ve yayla soğuğundan elleri bıçakla kesilmiş gibi çatlar ve kanardı yayla insanının... Yaylalar yayla gibi olmalıydı,

 Yayla yine havasıyla, manzarasıyla, suyuyla, çimen kokuları ile  aynı yayla ama yaşantı değişmiş,ama ne çare… Birçoğu nostalji oldu artık.

 
 


 

Gıncıllak(Tahtiravalli)

    Günümüzde yaylacılık ise Bir zamanlar Altıntaş yaylasında dikili bir ağaç yokken;Buyıl 8.yılını kutlayacagımız şenliklerimiz sayesinde Yaylamızın büyük bir bölümü Ceviz,kiraz ve şeftali ağaçları ile agaçlandırılmış durumda.

 


 


 

Ayrıca yaylamızda yetişen Domates,fasulye ,biber ve patlıcanların bazı yaylacılarımız için yeni bir geçim kaynağı haline geldiğini unutmamak gerekir.


    Günümüz yaylacılığında yukarıda bahsettiğim koyun ,keçi ve köpek seslerini duymakta artık bir nostalji.Sadece o koyun ve keçilerden kalan çan seslerini duyabilirsiniz;o da bazı arkadaşlarımızın o zamanlara olan özlemlerini gidermek için kapılarına taktıkları çan sesleridir.

    Günümüzde Altıntaş yaylasında hayvancılık Dindeboldan Çakal Ahmetin sürüsü (45- 50 adet) de olmasa tamamen bitmiştir


    Yayla ve yaylacılık Türk insanının yaşama biçimi olmaya devam edecek gelecek çağlarda.

    Ayrıca genç kuşaklara bir kültür aktarımı olması gerek  yaylacılık…
    Altıntaş yaylasında faaliyet gösteren Mermer İşletmecilerine Yaylacılarımız, eğer ellerindeki tarlaları satmazlarsa ve Bu tarlalara gereken özeni gösterirlerse şuanda dikmiş oldukları meyve ağaçları ilerleyen zamanlarda onlara ayrı bir geçim kapısı olacağıda unutulmamalıdır.

 

    Dikkat edilmesi gereken başka bir konuda  ALTINTAŞ YAYLASI nın KALAN YAYLASI konumuna getirilmemesidir.

       Yaylamızın kıymetini bilelim. 


Saygı ve sevgilerimle


Mustafa ÇIKRIK

SU DEĞİRMENLERİ

Zeyve köyünde bulunan taş  değirmeni, yemyeşil çevresi ve su sesiyle  müşterilerini eskiye götürüyor.

    15-20 yıl öncesine kadar sıkça kullanılan su değirmenleri son birkaç yıldır tamamen unutuldu.Çok ekonomik olmalarına rağmen modern teknolojiye ayak uyduramadılar

 Tam boy görünüm için tıklayın

     Ermenek  çevresinde ise birçok yerde taş degirmeni varsada Zeyve deki  su değirmeni kadar ününü koruyan kalmamıştır. Yanına doğa güzelliğini de alan Zeyvedeki su değirmeni müşterilerine adeta nostalji yaşatıyor.Müşteriler  çuvallar dolusu Mısır(Darı) Arpa ve buğdaylarını öğütülmeleri için boşalttıktan sonra değirmenin etrafında gezintiye çıkıyor ve coşkuyla akan su sesiyle hayallerindeki  eski günleri yaşıyorlar. Tam boy görünüm için tıklayın

     Mısır unu denilince akla hep kış günleri gelir yıllardan beridir Zeyvepazarı su değirmeni özelliğinden hiç bir şey kaybetmeden günümüze kadar hizmet vermiştir. Zeyvepazarı su değirmeninden üğütülen mısır unlarının tadı başka mısır unlarına hiç benzemez. Bunun farkını burada üğütülen unun biccilerini,sıkmaçlarını yiyenler  bilir.

     Aynı güzelliklere ve özelliklere sahip olan bir su degirmenide Yukarı çağlar köyünde vardı,ama yukarı çağlar köylüleri bu degirmenin ve degirmen çevresinde bulunan doğa güzelliklerinin kıymetini bilemediler.

.                                     

 

KULLANIM ALANLARI:
=======================

Ekmek yapımında kullanılır.    

Başka tür unlarla karıştırılıp hamur işi yapımında kullanılır.

 

Kavurmalı sıkmacına hiç doyum olmaz.

Dolgu macunu ve yapıştırıcı olarak kullanılır.

Et ve balık pişirmede kullanılır.

Çok yönlü kullanım alanı olan mısır unundan burbon, viski ve bazı bira çeşitleri de üretilir.

Mısırın ilginç yanlarından biri, yetiştirebilmek için insan eline ihtiyaç duyması. Zira mısır bitkisi kendi kendine üreyemiyor. Mısır koçanını sıkı sıkı saran mısır kabukları tohumları gizliyor ve döllenmeyi önlüyor.

 Mısır unu kurutulmuş mısır tanelerinin çok iyi bir şekilde öğütülmesiyle elde edilir.

 

                                       Mustafa çıkrık

 

 
 
   
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol